Andromeda'dan Selamlar
Merhaba dost! Her şey olur, her şey biter, birçok şey yeniden başlar. Tam sen ümidini kesmişken, güneş dağın yamaçlarını okşar.
Yeşil yeşil kokan, yaprak yaprak büyüyen ve dağ dağ coşan dereler ırmağa dönüşerek akıp gider ve denize kavuşurlar. Bu zamanda biz, yeşil kadar taze, yaprak kadar narin, dağ kadar güçlü değiliz.
Hamurumuza kara ekleneli çok oldu, koyulaşan ruhlarımız masum bir kediye süt verirken, aslında yaptığımız tek iyiliği başa kakarcasına kötülük aktı gözlerimizden, gözyaşları yerine. Oysa ne lacivert hayaller kurmuştuk, nasıl da istemiştik insan olmayı.
Vücut olarak olmasa da yok bir insandan farkımız, hepimiz düşündüklerimiz, yaptıklarımız, sevdiklerimiz ve uzattığımız eller kadar insanız. Yine de yaşamak gibi yaşatmak da güzel şeydir, bir hücreyi avuçlarında gizleyerek beslemek veya bakışmak ara ara proteinleri sırtlayıp dışarı taşıyan küçük bir endoplazmik retikulumla.
Bu gezegende de durumumuz sizinkinden farklı değil aslında. Bizde de görülüyor insanın içi tomografi cihazıyla bakınca. Niyet okuyamıyoruz, geleceği göremiyoruz, doğru adamları da seçemiyoruz zaman zaman. Henüz icat edemedik biz de, bir bilinci çözmeye yarayan o muhteşem makineyi.
Milyonlarca ışıkyılı uzakta, burada, sen gökyüzüne baktığında asla göremeyeceğin bir yerde, insan olmaya hazırlanılan bu gök cisminin üzerinde de umut sizin oralardaki kadar değerli. Hele bir de eldeki tek şey o olunca, karaborsada satılıyor üç-beş kuruşa, ya da kurşuna, alıcının niyetine göre değişen bir şekilde.
Zaman akıp giderken, bir günün yüz saat olması değiştirmiyor hiçbir şeyi. Bu gezegende de kötüler her zaman kötü, iyiler bazen iyi. Tekdüze ilişkiyi hedefleyen çıkarcı bir iletişim kurmak değil derdim. İbadet yerini almış ritüellerin dışında, dua yerine geçen sözcüklerle, göklerde bir yerlerde aynı heyecanla çarptığını düşündüğüm kalplere iyi dileklerimi göndermek istedim sadece.
Çünkü bu başlangıç, bu hal ve durum bildirgesi, evrenin herhangi bir yerinde, en uzak köşesinde de olsa bir şeylerin değişmediğini, belirleyici güç yeni kurallar koymadığı müddetçe insanın insana bağımlı kalacağını ve yeni idollerin ortaya çıkarak ilahlara dönüşeceğini ifade etmekte.
Senden haber bekleyeceğim, güzel haberler almak için ümit edeceğim en azından. Teleskobunu gökyüzüne doğru çevirdiğinde üzerinde birbirlerine saygı duyan varlıklar var oldukça parıldayan, onlar çoğaldıkça parlaklığı artan ve iyice belirgenleşen gezegendir bizimkisi.
Bugünlerde göremeyebilirsin, dert etme. Burada bizler bile görmüyoruz burnumuzun dibindekini. Son verirken sözcüklerime, ‘çok öpüyorum’ diyemiyorum. Zaman zaman yağan asit yağmurlarıyla eriyen şemsiyemin altında ıslık çalarak yürürken, ağzıma değen damlalar parçaladı dudaklarımı.
İstesem de öpemem, beceremem seni öpmeyi bir gün karşılaştığımızda da. O yüzden sadece beyin dolusu sevgiler gönderebiliyorum sana, besle, büyüt, çoğalt ve dağıt onu dört bir yana.
Ümitle, ışıkla ve sevgiyle selamlar, dostça kal.